top of page

Kendine Dönmek: Yeni Bir Başlangıç

14 Eyl
4 dakikada okunur
Herkes kendi hayatına dönerken,
sen kendine dönüyor musun?


Bugün okullar açıldı.


Çocuklar sabahın telaşıyla evden çıktı. Çantalar hazırlandı, kahvaltılar yapıldı, belki son dakika kaybolan bir şey arandı. Uzun bir yazın ardından evler yeniden kendi düzenine dönmeye başladı.


Ve belki birçoğumuzun içinde de benzer bir his var:


“Nihayet biraz kendime ait zamanım olacak.”


Yaz boyunca hayatımızın ritmi değişti. Daha fazla birlikte olduk. Aileyle, çocuklarla, partnerle, arkadaşlarla… Kendi düzenimizden çıktık; başkalarının düzenlerine, ihtiyaçlarına ve beklentilerine daha fazla yer açtık.


Bazen bunu isteyerek yaptık.


Bazen de fark etmeden.


Birlikte geçirilen uzun zamanlar bizi sadece yormadı. Bizi bazı eski hallerimizle de karşılaştırdı.


Daha fazla açıklarken bulduk kendimizi.


Bir şey istemediğimiz halde “tamam” dedik.


Kendi planımızı başkasının planına göre değiştirdik.


Bir şey canımızı sıktığında konuyu büyütmemeyi seçtik.


Yorulduğumuzu fark ettiğimiz halde devam ettik.


Ve bazen, herkesin ihtiyacını düşündükten sonra sıra bize geldiğinde artık ne istediğimizi bilemedik.


Belki de en tanıdık cümlemiz yine aynıydı:


“Önemli değil.”


Oysa bazen önemliydi.


⸻


Herkes kendi hayatına dönerken…


Şimdi yaz bitti.


Çocuklar okula döndü. Tatil valizleri kaldırıldı. İşler yeniden başladı. Toplantılar, trafik, sorumluluklar, yapılacaklar listeleri…


Hayat yeniden “normal” haline dönüyor.


Ama ben bu Eylül’de kendime başka bir soru sormak istiyorum:


Ben gerçekten kendime mi dönüyorum, yoksa sadece eski rutinime mi dönüyorum?


Çünkü ikisi aynı şey değil.


Eski rutinimize dönebiliriz.


Sabah kalkıp işe gidebilir, çocukları okula gönderebilir, alışverişimizi yapabilir, toplantılarımıza girebilir, akşam yemeğini hazırlayabilir ve günün sonunda yine kendimizi en sona bırakabiliriz.


Hayatımız düzenine dönmüş olur.


Ama biz kendimize dönmüş olmayabiliriz.


Çünkü kendini ihmal etmek her zaman büyük ve görünür bir davranış değildir. Bazen kendi ihtiyacını sürekli ertelemek, başkalarının rahatını kendi rahatının önüne koymak ya da “ben sonra hallederim” demek şeklinde sessizce hayatımıza yerleşir.


⸻


Bazen sınırımızı biliriz ama duygumuzu bilemeyiz


Kendimizden uzaklaştığımızı her zaman açıkça fark etmeyiz.


Bazen bedenimiz söyler.


Çenemizi sıkarız.


Omuzlarımız gerilir.


Karnımız düğümlenir.


Nefesimiz değişir.


Ama ne olduğunu anlamak yerine “Bir şey yok” deyip devam ederiz.


Bazen duygumuz söyler.


Kızarız ama kızgınlığımızı bastırırız.


Kırılırız ama “abartıyorum” deriz.


Yoruluruz ama dinlenmek yerine bir iş daha yaparız.


Yalnız kalmaya ihtiyaç duyarız ama herkesin ihtiyacını karşılamaya devam ederiz.


Çünkü duyguyu fark etmek başka, onunla gerçekten temas edebilmek başka bir şeydir.


Bazen duygunun kendisinden çok, yarattığı rahatsızlıktan kaçmayı öğrenmişizdir.


Düşünürüz.


Açıklarız.


Mantığa bağlarız.


Geçiştiririz.


Ama hissetmeyiz.


Ve böyle olduğunda, bize bir şey anlatmaya çalışan duygunun altındaki ihtiyacı da duyamayız.


Oysa kendine dönmek biraz da burada başlar: Ne hissettiğini ve aslında neye ihtiyacın olduğunu fark edebilmekte.


⸻


“Ben ne istiyorum?”


Belki de kendimize dönmenin başlangıcı çok daha basit bir yerde.


Bugün birkaç dakika durup kendimize sormakta:


Ben şu anda ne hissediyorum?


Hemen nedenini bulmak zorunda değiliz.


Çözmek zorunda da değiliz.


Önce fark etmek.


Sonra:


Neye ihtiyacım var?


Biraz yalnızlığa mı?


Dinlenmeye mi?


Anlaşılmaya mı?


Bir sınır koymaya mı?


Bir şey istemeye mi?


Bir şeyden vazgeçmeye mi?


Yoksa uzun zamandır kendimize vermediğimiz bir izne mi?


Kendi ihtiyaçlarını fark etmek bazen düşündüğümüz kadar kolay değildir. Çünkü uzun süre başkalarının ihtiyaçlarına odaklandıysak, kendimize ne istediğimizi sormayı bile unutmuş olabiliriz.


Bazen ihtiyacımızı bilmek kolaydır.


Zor olan, o ihtiyacı kendimize vermeye izin vermektir.


Çünkü yıllardır başkalarının rahatını kendi rahatsızlığımızın önüne koymuş olabiliriz.


Sevilmek için uyum sağlamış olabiliriz.


Sorun çıkmasın diye susmuş olabiliriz.


Birilerini hayal kırıklığına uğratmamak için kendimizden vazgeçmiş olabiliriz.


Ve zamanla bunlar karakterimizmiş gibi görünmeye başlamış olabilir.


Oysa bazen “ben böyleyim” dediğimiz şey, yıllar önce öğrendiğimiz bir baş etme biçimidir.


⸻


Kendine alan açmak, herkesten uzaklaşmak değildir


Kendine dönmek;


herkese “hayır” demek,


kimseyi düşünmemek,


yalnız kalmak


ya da hayatındaki insanlardan uzaklaşmak anlamına gelmez.


Tam tersine.


Kendinle temasın güçlendikçe, başkalarıyla kurduğun ilişkinin de değişmesi mümkün.


Çünkü ne hissettiğini bilen biri, neye ihtiyacı olduğunu daha kolay fark eder.


İhtiyacını bilen biri, sınırını daha net görebilir.


Sınırını bilen biri, “hayır” dediğinde kendisini kötü biri ilan etmek zorunda kalmaz.


Ve belki en önemlisi:


Başkalarının ihtiyaçlarını önemserken kendisini de denklemde tutabilir.


Bu bencillik değildir.


Bu, kendine de hayatında bir yer vermektir.


Kendine alan açmak da tam olarak bununla ilgilidir.


Bazen bir saat yalnız kalmakla, bazen bir daveti geri çevirmekle, bazen gerçekten dinlenmekle, bazen de “Ben bunu istemiyorum” diyebilmekle başlar.


⸻


Belki bu Eylül başka bir başlangıçtır


Bugün çocuklar okula döndü.


Hayatın temposu yeniden başlayacak.


Hepimizin yapılacakları, sorumlulukları, yetişmesi gereken işleri olacak.


Ama belki bu kez kendimize küçük bir soru eşlik edebilir:


“Bütün bunların içinde ben neredeyim?”


Bugün nerede kendinden uzaklaştığını fark edebilirsin.


Nerede sırf karşı taraf rahat etsin diye kendi ihtiyacını ertelediğini görebilirsin.


Nerede “sorun değil” dediğin halde aslında bir sorun olduğunu kabul edebilirsin.


Ve belki uzun zamandır ilk kez,


“Ben ne istiyorum?”


diye sorabilirsin.


Hemen cevabını bulmak zorunda değilsin.


Bazen kendine dönmek, önce kendini yeniden duymaya başlamaktır.


Kendini ihmal ettiğin yerleri fark etmek, ihtiyaçlarını ciddiye almak ve gerektiğinde kendine alan açmak…


Bunların hepsi küçük ama önemli dönüşlerdir.


Çünkü kendine dönmek, hayatından herkesi çıkarmak değildir.


Kendi hayatında kendine yeniden yer açmaktır.


Ve belki bugün, herkes kendi hayatına dönerken,


sen de kendine dönmeye başlayabilirsin.


⸻


Buradan sonrası birlikte devam edebilir


Kendine dönmek, bir günde olup biten bir şey değil.


Bazen kendimizi nerede kaybettiğimizi görmek, yıllardır otomatik olarak yaptığımız davranışlara biraz daha yakından bakmayı gerektiriyor.


Ben de MindReset’te tam olarak bu alanı açmak istiyorum:


Kendimizi daha iyi tanımak, tekrar eden döngülerimizi fark etmek, duygularımızı ve ihtiyaçlarımızı daha iyi duyabilmek ve kendi hayatımızda kendimize daha fazla yer açabilmek.


Bunu birlikte düşünmek istersen, her hafta yeni bir yazıyla burada buluşabiliriz.


Haftalık yazıları e-postana almak için abone ol.



Eğer bu yazı sende daha kişisel bir şeyleri harekete geçirdiyse ve kendi döngülerine daha yakından bakmak istersen, Ücretsiz Ön Görüşme için de benimle tanışabilirsin.




Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page